TEMA Vakfı 2013 yılının çevre olaylarını değerlendirdi

Anasayfa Çevre 02 Ocak 2014 626 Okunma
TEMA Vakfı 2013 yılının çevre olaylarını değerlendirdi

TEMA Vakfı 2013 yılının çevre olaylarını değerlendirdi

 

2013 yılında büyük ölçekli yatırımların yarattığı tehlikeler kamuoyunun gündeminde olurken, yerelde büyüyen ve kazanılan çevre mücadeleleri umut verdi

 

İstanbul’un son ormanlarını, sulak alanlarını, meralarını ve tarım arazilerini tehlikeye atan projelerin inşaatları son hızla ilerlerken, Anadolu’nun her yerinde doğaya sahip çıkan yerel hareketler devam etti

 

TEMA Vakfı, 2013 yılında Türkiye’de çevre açısından en kötü ve en iyi gelişmeleri değerlendirdi. 2013 yılı çevre mücadeleleri adına çetin geçen bir yıl oldu. Türkiye’de enerjiye dair yatırımlar yıl boyunca gündemdeydi. Sonuç; İnsanlar Dünya’nın sahip olduğu ekolojik kapasitenin 1,5 katını tüketiyor, doğayı tahrip ederek geleceğini tehlikeye atmaya devam ediyor. Öte taraftan, her geçen gün doğanın haklarını savunan, yaşamak için yaşatmak gerektiğine inanların sayısı artıyor.

 

2013 yılının çevre açısından en iyi olayları

 

Gerze, kömürü yendi

Kömürlü termik santral projesine karşı beş yıldır hukuk mücadelesi veren, iki buçuk yıldır da santral sahası önünde nöbet tutan Gerzeliler büyük zafer kazandı. Sinop’un Gerze ilçesinde kurulmak istenen kömürlü termik santral projesinin ÇED raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın ‘ormanlık alanda termik olmaz’ görüşü nedeniyle iade edildi. 100 dönüm orman arazisi içerisinde yer alan proje, 4. kez bu sebeple iade edildi.

 

Kazdağları’nda zafer çevrecilerin oldu

Çanakkale İdare Mahkemesi, Kazdağları’nda 8 yıldır altın arama çalışması yapan 4 şirketin ÇED raporları için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Çanakkale Çevre Platformu öncülüğünde 2012 yılında ÇED raporunun yeterli teftiş ve inceleme yapılmadan verildiğini ve aynı zamanda bu çalışmaların bir bütünlük içinde incelenmesi gerektiğini belirterek dava açılmıştı. Mahkeme Aralık 2013’te, bilirkişinin ÇED raporlarına ilişkin olumlu görüşlerini yerinde bulmayarak davacıların madencilik faaliyetlerinin çevreye zarar vereceğine yönelik ve ÇED raporlarının bir bütünlük içinde değerlendirilmesi gerektiği yönündeki itirazlarını haklı buldu. Böylelikle çevrecilerin Kazdağları bölgesindeki maden arama çalışmalarına karşı yıllardır sürdürdüğü mücadeleye rağmen işletme aşamasına geçme hazırlığı yapan şirketlere yargı ‘dur’ dedi.

 

Uluslararası bankalar kömüre destek vermekten vazgeçti

Verdikleri krediler ve finansman sistemleri ile dünyadaki yatırım alanları konusunda önemli rol oynayan Dünya Bankası, Avrupa Kalkınma Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), bu yıl içerisinde

yeni enerji stratejilerini onayladılar. Bu üç önemli yatırım bankası da, önümüzdeki süreçte “uygulanabilir bir alternatif enerji kaynağı olmayan nadir ve çok özel koşullar” haricinde kömür yatırımlarını kesinlikle desteklemeyeceğini açıkladı.  Bu gelişmeler, bankaların enerji verimliliği projelerine ve yenilenebilir enerji kaynaklarına destek vermeyi artırmaları ve dünyada bir değişimin başlaması anlamında umut verdi.

 

Artvin Cerattepe’de madene hayır: Altına da, üstüne de dokunma!

1990’lı yıllardan bu yana defalarca madencilik faaliyetlerine açılmak istenen Artvin Cerattepe’nin eşsiz doğasına sahip çıkan 258 yaşam savunucusu madencilik lisansının iptali için dava açmıştı.  TEMA Vakfı’nın da davacılardan olduğu süreç devam ederken, Cerattepe ve Genya’da altın madenine 20 yıldır karşı çıkan çıkan yaşam savunucuları, Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde “Maden’e Hayır!” mitingi düzenlediler. 6.000’i aşkın kişi meydanlara sığmadı, Cerattepe için yürütülen yerel mücadele, ülke çapında ses getirdi.

 

Her ormanın bir kahramanı vardır: Birleşmiş Milletler  Hayrettin Karaca’yı “Orman Kahramanı” seçti

Birleşmiş Milletler, TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca’yı “Orman Kahramanı” ilan etti. BM Sekretaryası tarafından belirlenen jürinin, 2013 yılında 30 ülkeden 47 adayın arasından seçtiği beş Orman Kahramanı’ndan birisi Hayrettin Karaca oldu. Küresel ölçekte ormanların sürdürülebilirliğini sağlamak ve ormanları korumak için sessiz ancak kahramanca çalışmalar yürüten bireylere verilen ödülü, Karaca, BM 10. Orman Forumu kapsamında İstanbul’da düzenlenen törende aldı.

 

Hükümet yetkilileri de HES’lerin doğaya zarar verdiğini itiraf etti           

Kasım 2013 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda HES’lerin doğaya zarar verdiği ve artık 10 megavattan aşağı enerji üretecek HES’lere izin verilmeyeceği açıklandı. Yıllardır HES’lerin doğaya verdiği zararları haykıran, nehirlerini ve doğal varlıkları korumak için nöbet bekleyen yerel halk ile onlara destek veren çevrecilerin haklı olduğu böylece kabul edildi. 10 megavat ve üstü HES’lerin tehdidi sürerken, akıllara takılan soru şu oldu: Kirli, tehlikeli ve pahalı olan nükleer santralin zararlarını da ancak yaşamak zorunda kaldıktan sonra mı itiraf edeceğiz.

 

2013 yılının çevre açısından en kötü olayları

 

3. Köprü kaçak demiştik, haklı çıktık

İstanbul’un Anayasası olarak kabul edilen, 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda yer almazken, yapılmaya karar verilen ‘Kaçak’ 3. Köprü’nün temeli, devam eden 30’a yakın davaya rağman 29 Mayıs 2013’te atıldı. Köprü ayaklarının, bağlantı yollarının yapılacağı alanlarda yaşayanlar, ormanların nasıl yok edildiğini, tavşanların, sincapların, kuşların nasıl yuvasız kaldıklarına dikkat çekmeye, seslerini duyurmaya çalıştılar. Aynı süreçte  ÇED sürecinden de muaf tutulan 3. Köprünün güzergahı, inşaat başladıktan 1,5 ay sonra Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından değiştirildi.

 

İstanbullular, kentin kuzeyinde kalan son orman varlığının yok edilişini ve ağaçların kesilmesinin yasını tuttular.  TEMA Vakfı, 3. Köprü projesiyle ilgili olarak 1/25.000.000 ölçekli İstanbul İli Kuzey Marmara Otoyolu Nâzım İmar Planı’nın iptali için 2011’de dava açmıştı. Dava kapsamında hazırlanan bilirkişi

raporu, Temmuz 2013’te yani 3. köprünün temeli atıldıktan 2 ay sonra, keşif yapıldıktan ise bir sene sonra mahkemeye sunuldu. ‘Kaçak’ köprünün temeli atılırken, Bilirkişi Raporu değerlendirilmedi.

 

İklim değişikliğinin fiziksel bilim temeli raporu açıklandı: Küresel iklimdeki ısınma olağandışı ve neden kesinlikle insan

2013 yılında Dünya artık doğal sayılamayacak şiddetteki kasırga, tayfun, sel gibi felaketlerle baş etmeye çalışırken, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 5. Değerlendirme Raporu, ‘İklim Değişikliğinin Fiziksel Bilim Temeli Raporu’ Eylül 2013 tarihinde açıklandı. 800’den fazla bilim insanının katkıda bulunduğu, Türkiye de dâhil olmak üzere IPCC’ye üye bütün ülke hükümetlerinin altına imza attığı rapor net bir gerçekliğin altını çizdi: Küresel iklimdeki ısınma olağandışı! Atmosfer ve okyanuslar ısındı, kar ve buz miktarları azaldı, ortalama deniz düzeyi yükseldi ve sera gazlarının atmosferdeki birikimleri arttı. Hem gezegenimiz hem de bizler büyük risk altındayız.

 

İklim değişikliği konusunda ortak kaygılarını ve çözüm önerilerini birlikte dile getirmek üzere bir araya gelerek İklim Ağı’nı oluşturan sivil toplum kuruluşları, IPCC ile aynı tarihte İstanbul’da basın toplantısı düzenleyerek, raporda yer alan öngörüleri değerlendirdi. Toplantıda Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda benimsediği “bekle ve gör” politikasını terk edip, iklim biliminin gösterdiği doğrultuda harekete geçmesi gerektiği belirtildi. Türkiye’nin küresel çözümün parçası olmak için kömüre dayalı enerji vizyonunu bir kenara bırakması, enerji verimliliği, yenilebilir enerji ve iklim değişikliğine uyum politikalarını etkin bir biçimde hayata geçirmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Diğer ülkeler nükleerden vazgeçerken, Türkiye ikinci nükleer santral için Japonya ile anlaşma imzaladı

Gelişmiş ülkeler, Fukuşima’da nükleer santralinde yaşanan felaketin ardından nükleer enerji yatırımlarından kirli, pahalı ve tehlikeli olduğu için vazgeçerken, Çernobil’in etkilerini derinden yaşayan Türkiye, nükleer santral inşaasına dair planlamalarına devam etti.  Mersin Akkuyu’dan sonra Sinop’ta ikinci bir nükleer santral kurulması için Japonya ve Türkiye arasında Ekim ayında deklarasyon imzalandı. Bu anlaşma 2011 yılında meydana gelen Fukuşima nükleer kazası sonrasında Japonya’nın imzaladığı ilk anlaşma oldu.

 

İkinci nükleer santral anlaşması imzalanırken, Mersin Akkuyu ile ilgili tartışmalar devam etti. Akkuyu Nükleer Santrali’nin çevresel etki değerlendirme raporu için İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya katılan sivil toplum kuruluşları, Akkuyu’da VVER1200 modeli reaktörün kullanılacağına dikkat çekerek, henüz dünyada bir örneği bulunmayan bu reaktörün TAEK’in en önemli ölçütlerinden birisi olan ‘sınanmışlık’ maddesini ihlal ettiğini vurguladı. Ayrıca, ÇED raporunda nükleer atıkların nasıl bertaraf edileceği ve santralin nasıl söküleceği ile ilgili detaylı bilgilerin bulunmaması, nükleer santralin bu önemli kriterleri eksikken, nasıl yapılacağı konusunda tartışmalara sebep oldu.

 

Çevre mevzuatı, çevresel yıkımın önünü açar hale geldi

Daha önce Danıştay tarafından iptal edilen Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği’nin, 1997 yılından önce yatırım programına alınmış bulunan projelerin ÇED sürecinden muaf tutulması yönündeki Geçici 3. Maddesi, kapsamı da genişletilerek yeniden Yönetmeliğe eklendi. Ardından 3. Köprü gibi çevresel etkileri

son derece geniş projelerin ÇED sürecinden muaf tutulmasının önünü açan Geçici 3. Madde Çevre Kanunu’na da eklenerek hukuki mücadelenin de önü kesildi.

 

Bir diğer önemli düzenleme ise, Elektrik Piyasası Kanunu oldu. Kanunun Geçici 8. Maddesine göre, tüm kamu enerji üreticileri, özelleştirilseler dahi, çevre izin ve yatırımlarından 2021 yılı sonuna kadar muaf tutuldu. Bu durum, tüm elektrik üreticilerine, çevre mevzuatına hilafetten idari ceza verilemeyecek olması ile elektrik üretim faaliyetlerinin durdurulamayacak olmasını beraberinde getirdi.

 

Ayrıca, Türk Petrol Kanunu ile orman alanlarında petrol arama, çıkartmanın önü açıldı. Fırat ve Dicle Nehirlerinin yan kolları Kıyı Kanunu Uygulama Yönetmeliği kapsamından çıkartıldı. Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile doğal sit alanlarının derecelerinin düşürülmesi veya iptal edilmesinin önü açıldı.

 

Türkiye Çöl Olmasın!                                                                                                                      TEMA Vakfı

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
2008-2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları çevre gazetesi ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
Portal Teması : Wptr.Co