PROSTAT KANSERİ KORKULMASI GEREKEN BİR HASTALIK MIDIR?

Özel Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Musa KARABULUT; “Prostat kanseri salgı yapan hücrelerin anormal gelişimi ile ortaya çıkar. Erken dönemde tanı konamadığı taktirde prostat kanseri lenf ve kan damarları yoluyla çevre dokulara yayılır” diyerek erken teşhisin önemini vurguladı.

 

            Prostat, erkek genital sisteminde yer alan, mesanenin çıkımını çevreleyen ve meninin akışkanlığında rol oynayan bir salgı bezidir. Salgılamayı yapan hücrelerden ve bunlara ait destek çevre dokusundan meydana gelmiştir. Prostat kanseri bu salgı yapan hücrelerin anormal gelişimi ile ortaya çıkmaktadır. Erken dönemde tanı konamadığı taktirde prostat kanseri lenf ve kan damarları yoluyla çevre dokulara yayılır. En sık yayılım yeri çevresindeki lenf düğümleri ve kemiklerdir. Ek olarak akciğer, karaciğer ve diğer organlara da yayılabilir.

 

Prostat kanserine neyin sebep olduğu tam olarak bilinmemektedir. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi genetik bir yatkınlıkla birlikte olumsuz çevre koşullarının bu hastalığın meydana gelmesinde rol aldığı düşünülmektedir. Prostat kanseri oluşumuna katkısı olabileceği düşünülen bazı risk faktörleri arasında yaş, ailede prostat kanseri varlığı, yağlı beslenme, hormonlar, A ve D vitaminleridir. En önemli risk faktörleri ise yaş ve aile hikayesidir. Normal kontroller sırasında prostat kanseri araştırılması 50 yaş sonrası tavsiye edilirken, ailede prostat kanseri mevcudiyeti varsa bu araştırmalar 40 yaş sonrasında başlatılmaktadır. Tüm prostat kanserlerinin %10’unun babadan oğla kalıtım yoluyla geçtiği tahmin edilmektedir.Prostat kanseri olan hastaların erkek çocuklarında veya erkek kardeşlerinde prostat kanserine yakalanma riski 2-9 kat daha yüksektir. Bunun için prostatın parmakla muayenesi ve kanda prostat spesifik antijen (PSA) testi yapılır. Parmakla muayenede prostatın arka yüzü muayene edilmiş olur, sertlik durumunda kanser şüphesi var demektir.  Prostat kanserinin belirtileri arasında iyi huylu büyüme ile birlikte olduğunda, sık ve zayıf akımlı, bekleyerek idrar yapma gibi idrar yolunun sıkışmasına bağlı şikayetler olabilir. İleri aşamada meni içinde kanama, kemik ağrıları bulunabilir. Hiç şikayete sebep olmadan da oluşabilir.

 

PSA değeri yüksek olanlar veya parmak muayenesinde şüphe saptananlar için prostat biyopsisi önerilir. PSA nın her yüksekliği kanser demek değildir ve hemen biyopsi gerektirmeyebilir, başka kriterlerle beraber değerlendirilir. Prostat biyopsisi, rektal yoldan girilerek, ultrasonografik görüntüleme ile prostatın haritalanıp, iğne yardımı ile parçalar alınması şeklinde yapılır. Ultrasonografi kullanılmadan parmak yönlendirmesi ile biyopsi yapılması önerilmez. Biyopsi sonrası alınan dokular patolojik incelemeye gönderilir. Kanser çıkmamış olması gerçekten kanser yokluğu anlamına gelmemektedir, büyük olasılıkla yok demektir. Eğer kanser ihtimali; muayene, PSA veya patoloji sonucu ile devam ediyorsa biyopsi tekrarlanabilir veya  hasta takibe alınır.

 

Özel Atakent Hastanesi, prostat kanseri hastalığı konusunda, tanı öncesi değerlendirme, tanı aşaması, gerektiğinde ultrasonografi eşliğinde biyopsi ve cerrahi tedavi seçenekleri ile hizmetinizdedir.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.