“ATATÜRK VATANDIR” SEMPOZYUMU

Mehmetçik ABD ile savaşıyor

 

Yalova’da düzenlenen Atatürk Vatandır Sempozyumunda konuşan Doç. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi ,”Mehmetçik, Afrin’de stratejik ortağımız ABD’nin tuzaklarına karşı varlık yokluk mücadelesi veriyor. Biz zannediyoruz ki PYD-YPG ile savaşıyoruz. Hayır, biz şu an bal gibi ABD ile savaşıyoruz” dedi

 

 

Yeni Mesaj Gazetesi tarafından düzenlenen Atatürk Vatandır Sempozyumları Yalova ile devam etti. Sempozyumda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Afrin operasyonu tüm yönleriyle değerlendirildi. Program Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) İl Başkanı Yüksel Durak’ın açılış konuşmasıyla başladı. BTP Genel Başkan Yardımcısı Zeki Garaçoğlu ve Yeni Mesaj Gazetesi Genel Koordinatörü Sabri Terzi de birer selamlama konuşması yaptı. Konuşmasında “Prof. Dr. Haydar Baş eğer anlaşılmış olsaydı bugün ne Afrin ne Münbiç ne de Kobani, hiç bir problem olmayacaktı” diyen Sabri Terzi şöyle devam etti: “Eğer Prof. Dr. Haydar Baş’ın 1991 yılında Saddam Kuveyt’e sokulduğunda hedef Türkiye ikazına siyasiler ve millet kulak vermiş olsaydı bugün ne coğrafyamızda ne de ülkemizin içinde güvenlik problemi olacaktı. Haydar Baş’ın gündeme getirdiği başlık neyse mutlaka o bu millet için öncelikli olan konu başlığıdır. Bu 1998 yılında dinler arası diyalog, yani FETÖ’ydü. O gün dinler arası diyaloga çanak tutanlar, paralel yürüyenler daha sonra onu FETÖ’ye dönüştürdü. Ama Prof. Dr. Haydar Baş onun FETÖ olduğunu taa 1998 yılında ifade etmişti. Onun için Haydar Baş’ın gündeme getirdiği konu neyse ona kulak verin ki arkasından felaket yaşamayalım. Bu ülkede açılım gündeme getirildiğinde, Suriye konusu gündeme getirildiğinde Haydar Baş, ‘mezhep farklılıkları gündeme getirilecek bu ülkede ve coğrafyamızda kardeşkanı dökülecek’ demişti ve Tevhid’in merkezi Ehl-i Beyt diyerek İslam’ın özüne, merkezine Ehl-i Beyt’i yerleştirerek kardeşlik reçetesini ortaya koymuştu. Aynen bugün olduğu gibi biz de her hafta illerimizi dolaşarak Tevhid’in Merkezi Ehl-i Beyt Sempozyumları düzenledik ve dedik ki, ‘Ehl-i Beyt İslam’ın gerçeğidir, ta kendisidir.’ Aynen bunun gibi Atatürk Vatandır programlarıyla Haydar Baş Bey Mustafa Kemal’i birliğin adresi olarak göstererek devlet ile milletin sivil ile askerin birlik adresini yine Atatürk’te ortaya koymuştur. O açıdan birliğe ihtiyacımız varsa Atatürk ve Ehl-i Beyt bizim için temel adrestir. Bu ülkenin, milletin karnını doymasını istiyorsak Milli Ekonomi Modeli bizim için temel adrestir.”

İki oturum düzenlendi

 

Yalova Atatürk Vatandır sempozyumu iki oturum halinde yapıldı. Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu başkanlığındaki ilk oturumda Hasan Hüseyin Tekin, Hasan Aydın, Dr. Abdullah Terzi, Fuat Şengül, Asude Havuzlu ve Yardımcısı Doç. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi konuştu. İkinci oturum ise Prof. Dr. Ünal Emiroğlu başkanlığında yapıldı. Bu oturumda da Harun Kayacı, Ahmet Erimhan, İbrahim Berk, Seçil Mumcuoğlu ve Muharrrem Bayraktar konuştu.

 

‘YPG ile değil ABD ile savaşıyoruz’

 

Sempozyum konuşmacıları ağırlıklı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’e düzenlediği Zeytin Dalı Harekâtını değerlendirdi. Konuşmacılardan Ahmet Hamdi Kepekçi, “Kahraman Mehmetçiğimiz Afrin’de stratejik ortağımız ABD’nin tuzaklarına karşı varlık yokluk mücadelesi veriyor. Biz zannediyoruz ki PYD-YPG ile savaşıyoruz. Hayır, biz şu an bal gibi ABD ile savaşıyoruz. Niçin? ‘PYD benim kara gücüm’ diyen ABD değil mi? Biz ABD’nin kara gücü ile savaşıyoruz. O halde bu gerçeği hepimizin çok net görmesi lazım, hükümetin görmesi lazım, söz sahibi, irade sahibi herkesin bunu görmesi ve buna göre tedbir alması lazım” dedi.

 

‘Haydar Baş hocamıza ne kadar teşekkür etsek azdır’

 

“Ben Kilisliyim. Savaş psikolojisini biliyorum” diyen Doç. Dr. Kepekçi şu dikkat çekici ifadeleri kullandı: “Gün içinde nerede, ne zaman başınıza bir bomba düşecek ve öleceksiniz, her an bu psikoloji ile yaşıyorsunuz. Peki, bu çap genişlerse ne olacak? Savaş acı bir olaydır. O yüzden Atatürk’ün politikalarına çok dikkat etmek lazım. O’nun komşularıyla kurduğu ilişkilere, Sadabat ve Balkan Paktlarına çok dikkat etmek lazım. O yüzden Atatürk’ün yaptıklarını yapmak lazım. Bu manada Atatürk’ü birlik unsuru olarak Türkiye’nin gündemine getiren Prof. Dr. Haydar Başhocamıza ne kadar teşekkür etsek azdır.”

 

‘NATO ve ABD üsleri açık olduğu sürece…’

 

Ahmet Hamdi Kepekçi konuşmasında Türkiye’deki ABD ve NATO üslerine de dikkat çekti. Kepekçi, “Askerimiz operasyon yapıyor, uçaklarımız operasyonda. Tamam, güzel de şunu bilmiyoruz. NATO ağında bulunan radarlar var. Bu radarlar Hatay Yayladağı’nın sınır bölgesine Kel Dağı’nda, yetmedi Kürecik’te. Bu radarlarla nereler görülüyor biliyor musunuz? Bu radarlarla Suriye’nin hepsi, Türkiye, İran, Irak ve Kıbrıs ABD’nin avucunun içi gibi. Senin yaptığın her şeyi önceden görüyor ve biliyor. Peki, senin savaştığın ABD senin uçağının, askerinin, ne yaptığını biliyor, senin ne düşündüğünü biliyorsa nasıl olacak bu iş? Hala bu radarlar, üsler açık. Bu nasıl bir savaş? O yüzden savaşı savaş gibi yapmak lazım. Eğer kazanmak istiyorsak koşullara uygun hareket etmek lazım. Hem ABD ile savaşacağız hem de ABD ile ortak hareket edeceğiz cümlesi çok talihsiz bir ifadedir. ABD Başkanı ve Dışişleri Bakanı ile görüşülüyor. ABD ile diyalog devam ettiriliyor. Peki, Suriye’nin ne suçu var, Esad’ın ne suçu var, Suriye halkının ne suçu var? Niçin sen bu insanlarla bağlantı kurmuyorsun? Bunlar senin komşun değil mi? Hani komşularla sıfır sorundu? Arkadaşlar bizim Suriye ile barışmaktan başka çaremiz ve çözümümüz yoktur. Biz demiyor muyuz; ‘Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyuyoruz, Suriye’nin toprak bütünlüğü için savaşıyoruz’ diye… O halde gelin Suriye devleti ile diplomatik usuller çerçevesinde, milletimizin ve devletimizin menfaatleri çerçevesinde, sınırlarımızın güvenliği çerçevesinde oturalım konuşalım. Araya Rusya’yı, ABD’yi koymaya gerek yok, siz direk görüşün. Dün kankaydınız ne oldu size? Burada kaybeden devlettir, millettir. Devletimiz ve milletimiz kaybetmemelidir” dedi.

 

‘ABD ülkemizi Bosna gibi yapmak istiyor’

 

Konuşmasında, “ABD’nin ne yapmak istediğini anlamak için Bosna Hersek’e bakın” diyen Doç. Dr. Kepekçi şöyle devam etti: “Orada Boşnak kardeşlerimizin yaşadığı çileleri okuyun ve ağlayın. Öldürülseler kurtulacaklardı ama öyle değil. Namusuna en adi şekilde tecavüz ediliyor, en adi şekilde soykırıma tabi tutuluyor, vatan cüda ediyor, toplu kıyıma tabi tutuluyor, mezarı kaybediliyor. Barış denilerek ellerinden silahları toplanıyor ve ondan sonra BM tarafından Sırpların eline yem olarak veriliyor. Niçin? Çünkü bunlar Müslüman. ABD’nin, Batı’nın ülkemizin için, Suriye için, Irak için, İran için Büyük Ortadoğu Projesi kapsamındaki İslam ülkeleri için düşündüğü akıbet bundan başka bir şey değildir. Bu nedenle bizlerin doğruyu çok net bir şekilde ifade ederek haklının yanında yer almamız gerekiyor.”

 

Peki çözüm ne?

 

Yalova’daki konuşmasında “Peki çözüm ne?” sorusunu da soran Ahmet Hamdi Kepekçi şunları söyledi: “Bizim başımıza ne geldiyse ABD ile stratejik ortaklığımızdan, İsrail ile olan ilişkilerimizden dolayı geldi. Terörün arkasında ABD var. Bunda en ufak bir tereddüt yok. Bunu bütün dünya biliyor ama biz sineklerle uğraşıyoruz. Sinekleri öldürerek tehlikeyi önleyemezsin, bataklığı kurutmak zorundasın. Onun için ne AB ne ABD tek çözüm bağımsız Türkiye demek zorundasın. Bakın Prof. Dr. Haydar Baş’ın çözümlerine. Ekonomide Milli Ekonomi Modeli, yönetimde Sosyal Devlet-Milli Devlet, toplumsal barış projesinde Ehl-i Beyt’te buluşma ile bütün problemlerin belini kırdı. Halk içinde ciddi bir birlik havası esmeye başladı. Onun için bizim mutlak suretle çözümün yanında yer almamız lazım.”

 

‘Uzun soluklu bir savaşa girdik’

 

Yeni Mesaj gazetesinin Yalova’da düzenlediği Atatürk Vatandır Sempozyumunun kapanış konuşmasını ise Yeni Mesaj gazetesi Başyazarı Muharrem Bayraktar yaptı. Bayraktar da konuşmasında Afrin operasyonunu değerlendirdi. “ABD buraya binlerce tır silah gönderiyor diyoruz. Bunları buraya piknik yapmak için mi gönderiyor” sorusunu soran Bayraktar, “Barzani’nin, ‘Bize 100 yıl evvel Kürdistan sözü verildi’ ifadelerini yerine getirmek için gönderiyorlar. Biz binlerce tır silah oraya giderken seyrettik. Sayın Başbakanımız (6-7 ay evvel) ‘Ben Amerikalı yetkililerle konuştum, Amerikalılar bize ‘merak etmeyin biz DEAŞ ile Rakka savaşını yaptıktan sonra geri alacağız’ dedi diye açıklama yaptı. Ben bunu fıkra gibi dinledim. Bu nasıl bir siyasi irade hayretler içinde kaldım. Şimdi o silahlar gitti, giderken sessiz kaldık. O silahların hangi ülkeler üzerinden gittiği de belli. O silahlar gitti, Amerikalılar oradaki PYD’lilere eğitim verdi, üniforma giydirdi hepsini seyrettik ve şu anda bir savaşın eşiğine geldik. Bir ucu Münbiç’e uzanacak olan ve burada bitmeyecek olan bir savaşın eşiğine geldik. Burada oluşturulmak istenen koridor aslında bir Kürt koridoru değil, büyük İsrail koridoru. Büyük İsrail projesini önlemek istiyorsak, siz Afrin’i aldığınız zaman buradaki unsurlar diğer bölgelere gidecekler. Dolayısıyla PYD-YPG’nin olduğu her yer bizim için tehlike demektir. Bu da yaklaşık olarak 50 bin km karelik bir alanı kapsıyor. Karşımızda 70-80 bin kişilik bir güç var. Biz böyle bir savaşa giriyoruz yani olay sadece Afrin ile alakalı değildir” şeklinde konuştu.

 

‘Lozan’ı tartışmaya açmak çok yanlış’

 

Konuşmasında böyle bir ortamda Lozan’ın yeniden tartışmaya açılmasını da eleştiren Bayraktar şunları söyledi: “Bakın Sevr anlaşmasının 62. ve 64. maddesi var. Olaylara iğne ucuyla bakmayalım. Ben size büyük fotoğrafı gönderiyorum. Bugün savaşanlar da, ordumuzu o savaşa gönderenler de, ‘Bugün biz ABD ile savaşıyoruz ama bize bir zeytin dalı uzattığı zaman çekiliriz, olay biter’ diye bakmasınlar. Sevr anlaşmasının 62. ve 64. maddesi, İngiliz, İtalyan ve Fransız yetkililerden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bağımsız bir Kürt yönetimi kuracak bir yıl sonra ise Kürtler BM’ye başvurarak bağımsızlık isteyeceklerdir’ diyor. Bugün Barzani de Salih Müslim de aynı şeyi söylüyor. Mesele şudur; Sevr antlaşmasını çöpe atan Mustafa Kemal Atatürk’tür. Aslında PYD’nin de YPG’nin de, Barzani’nin de, 5 bin tır dolusu silah gönderen ABD’nin de savaşı, Sevr’i çöpe atan Mustafa Kemal Atatürk iledir. Mustafa Kemal Atatürk Lozan’ı imzalayarak Sevr planlarına, Kürdistan planlarına bir daha yürürlüğe girmeyecek şekilde son vermiştir. Dolayısıyla şu ortamda Lozan’ın tekrar tartışmaya açılmasından son derece rahatsızım. Lozan’ı neden tartışmaya açıyoruz? Lozan’ı tartışmak demek Sevr’e dönmek demektir. Çünkü Sevr çöpe atıldığı için Lozan yapılmıştır. Lozan olmasaydı Sevr yürürlükte olacaktı. Biz Türk ordusu Afrin’de savaşırken kalkıp Lozan’ı nasıl tartışmaya açarız? Bu son derece yanlış bir tutumdur. Devlet yöneticilerimizin kesinlikle bundan vazgeçmesi lazımdır.”

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir