KÜREK SPORUNUN KONUMU VE YALOVA

Kürekçilik, Osmanlılar döneminde denizcilikle birlikte ele alındı ve kürekçiliğin gelişimi de donanmanın gelişmesiyle paralel olarak ilerledi. Donanmanın güçlenmesi ile birlikte ilk kez 16. y.y. da İstanbul Boğazı’nda kürek yarışları düzenlendi. Boğaziçi ve Marmara suları ilk kürek yarışlarının parkuru oldu. Topkapı Kütüphanesi’ndeki bilgiler, 1579 yılında yarışlar yapıldığını ve bu müsabakaya 25 kayığın katıldığını belirtmektedir. Bu kayıklar Sadrazam, Vüzera ve Ağa’lara ait olup, yarışın öneminden dolayı dönemin padişahı tarafından Sarayburnu Kasrı’ndan izlendi. Şölen görünüşlü bu yarışın önemli tarafı, ilk kez bir sadrazamın böyle bir yarışta kendi özel kayığı ile yer almasıydı. Türklerin modern anlamda ilk kürek yarışına katılmaları 1899 yılına rastladı. Japonya’ya bir dostluk ziyaretine giden Ertuğrul gemisi personeli, bu sırada uğradıkları Singapur’da düzenlenmekte olan kürek yarışına katılarak birincilik kazandılar. Türkiye’de ilk resmi kürek yarışmaları ise 7 Eylül 1913’te Donanma-i Osman-i Muavenet-i Milliye Cemiyeti tarafından İstanbul’da düzenlendi. Kürek, 1924’te Deniz Sporları Federasyonu’na bağlanarak faaliyetlerini uzun süre bu kuruluşun bünyesinde gerçekleştirdi. İlk dönemler kürekte söz sahibi olan Fenerbahçe, Altınordu,Haliç gibi kulüplere daha sonra Moda, Galatasaray, Beykoz gibi kulüpler de katıldı. 1930’lu yıllarda Fenerbahçe Kulübü’nden üç kız kardeş Fitnat, Nezihe ve Melek Özdil hanımlar ilk bayan kürekçiler oldu. 1940’larda da “Tasvir-i Efkar” Gazetesi tarafından düzenlenmeye başlayan geleneksel Büyükdere – Bebek kürek yarışları bu spora ayrı bir renk kattı. Aynı yıllarda büyük ve kaba sandallardan ince teknelere geçildi. 1942’de Oxford ve Cambridge Üniversiteleri arasında yapılan geleneksel kürek yarışmalarında, Cambridge Takımı’nda yer alan Şamil Urallı uluslar arası alanda adını duyuran ilk Türk oldu. 1952’de B.Almanya -Florchein’daki müsabakalara katılan kürekçilerimiz, ödünç teknelerle yarışmalarına rağmen 2 birincilik, 1 ikincilik aldılar. 1955 Akdeniz Oyunları’nda tek çiftede gümüş madalya alan Tonguç Türsan, uluslar arası alandaki ilk milli karşılaşmamızda, ilk önemli başarımızı elde etti. 1957 yılında Eftal Nogan’ın başkan olduğu “Kürek Federasyonu” kuruldu. 1960’lı yıllarda kürek sporu yeni isimler ve Hereke, Ankara gibi yeni bölgeler kazanırken yönetici Mufahham Elmen de bu sporun gelişmesi için büyük bir çaba harcadı. Aynı dönemde Ankara’daki Mogan gölü kürek merkezine dönüştü. 1970’lerde durgunluk dönemine giren kürek sporunda 1980’lerde yeniden canlanma görüldü. Bu dönemin en önemli başarısını, 1984 yılında Romanya’da yapılan Balkan Şampiyonası’nda iki çiftede Yüksel Taşçı ve Cüneyt Üstüner Balkan birincisi olarak elde ettiler. 1987-1988 öğretim yılında ise ilk kez Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü’nde kürek, bilimsel bir kimlik kazanarak bilim dalı kuruldu. Kürek Federasyonu, sağlık için küreğe ancak 1991 yılında sponsorlar aracılığıyla yaptırılan 15 adet 4 kişilik tekneler ile başlayabildi ve bu tarihten itibaren eğitim amaçlı Türk yapımı teknelerin de artmasıyla, kürek sporunun başarı grafiğinde yeniden bir yükselme görüldü. Kürek sporu kulüplerarası rekabetin en yoğun olduğu spor dallarından biri oldu. 1951’e kadar sadece il ve bölge şampiyonaları düzenlenirken, İkinci Dünya Savaşı sonrasında birçok kulübün kürek branşı açması ve Marmara bölgesi dışındaki kulüplerin de bu spora ilgi duymaları ile kulüplerarası Türkiye Şampiyonaları düzenlenmeye başladı. Günümüze kadar ağırlıklı olarak yarışmalar, İstanbul/Kartal, İzmit/Sapanca Gölü ve Ankara/ Mogan Gölü’nde yapılmıştır.

 

YALOVA VE SU SPORLARI

 

Şimdi böylesine güzel bir spor dalı olan Kürek Yalova’nın özellikleri açısından baktığımızda neden Yalova’da olmasın diye düşünebiliriz. Diğer bir yönü ile yani ekonomi ye katkısı açısından da oldukça önemli olduğunu belirtmek isterim ,kısa bir örnek verecek olursak,yarışlar 10 ile 15 kulüp arasında organize edilirken her kulüpten en az 10 sporcu katıldığını ,bu sporcuların velileri de katıldığı zaman bu yarışlar iki gün süre ile de yapıldığını düşünürseniz bulunduğu yere tanıtımın dışında da önemli bir ekonomik girdi sağlamasının ne kadar önemli olduğu görebiliriz.. Denize 217 Km. sahil konumu olan Yalova merkez, Altınova, Armutlu,Çınarcık, Esenköy gibi deniz olan ilçelerimizin sahilleri ile son derece su sporlarına elverişli bir bölge olarak dikkatleri üzerine çekmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle 2020 Olimpiyatlarına talip olduğumuz bu dönemde Su sporları ile ilgili yarışların antremanlarının Yalova’da yapılması da bu çalışmalara dahil olabilir. Bursa’da 2012 yılında Orhangazi ilçesinde yapılan Kürek yarışları federasyon yetkililerinin özellikle konum olarak oldukça beğenisini kazanmış ve bu yılda yarışma takviminde İZNİK KUPASI DENİZ KÜREĞİ yarışları konulmuştur. Böylece yukarıda belirtilen yarış yerlerine Bursa\Orhangazi’de eklenmiş oldu. Bu çalışmaları bu sezonda Yalova’da başlatabilirsek gelecek yıllar için neden yarış takvimine YALOVA’da dahil edilmesin.

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.